“`html
Afganistan’da Şeriatın Yükselişi ve Sonuçları
Afganistan, şeriat düzeninin etkisi altında derin bir karanlığa sürükleniyor. Taliban, geçmişin karanlık izlerini topluma yeniden yerleştiriyor.
Yeni bir ceza kanunu ile toplumu katmanlara ayırarak, kölelik anlayışını geri getirmeye çalışarak hukuku kendi çıkarları doğrultusunda şekillendiriyorlar. Din alimleri, toplumda yargıdan muaf olan bir grup olarak öne çıkarken, şiddet ceza olarak en sık başvurulan yöntem haline geliyor. Kanunları dört sınıfa ayırıyor: din alimleri, seçkinler, orta sınıf ve alt sınıf. Üst sınıftan bir kişi suç işlerse, sadece “tavsiye” ve “uyarı” yeterken, alt sınıflardan biri benzer bir suça karıştığında daha sert cezalarla karşılaştı.
Çocuklara yönelik fiziksel şiddet de yeni kanunlarla bir kez daha meşrulaştırılmakta. Özellikle namaz kılmayan çocuklar için uygulanan cezalar, kemik kırılmadığı sürece “suç” sayılmıyor. Aynı zamanda, Sünni-Hanefi olmayanlık da ülke genelinde ağır bir suç kategorisine giriyor.
“Gulam” terimi de kanunlarda yer alarak kölelik uygulamalarını yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Afganistan’da bu durum, şeriatın katı kurallarının bir parçası olarak kayıtlara geçiyor.
***
Tarihi açıdan baktığımızda, Afganistan’ın durumu sadece bir günde oluşmadı. 1978’deki devrim, ülkeye ilerici bir hareket getirirken, bu durum kırsalda ciddi bir mücadele gerektiriyordu. Devrimle birlikte kadın hakları ve toprak reformu gibi adımlar atılmasına çalışıldı ancak bu adımlar, gerici güçlerin tepkisini çekti.
Bugün, bu karanlık tablo, ABD ve diğer emperyalist güçlerin Afganistan’ı Orta Çağ’a sürükleyen politikalarının bir sonucudur. Ülke, Taliban’ın hükmü altında eski çağların katı kurallarına teslim edilmiş durumda. Savaş ve gericiliğin egemen olduğu bir ortamda, insan hakkı ihlalleri giderek yaygınlaşmaktadır.
Afganistan’da yaşanan bu dönüşüm, sadece bir coğrafyayı etkilememekte, aynı zamanda benzer rejimlerin diğer ülkelerde de kök salmasına neden olmaktadır. Bu durum, insanlık tarihi boyunca yaşanan karanlık çağların yeniden ortaya çıkışını barındırmaktadır. Bu nedenle, şeriatın ilerleyişine karşı durmak adına mücadele etmek kaçınılmaz hale gelmiştir.
***
Siyasi ideolojilerin ve din adına gerçekleştirilen muhalif hareketlerin sonuçları, şeriatın ve gericiliğin toplum üzerindeki etkilerini açıkça göstermektedir. Hayatın karmaşası içinde bile net bir mücadele sürdürmek, bu karanlık dönemlerin üstesinden gelmek halkın elindedir.
Sonuç olarak, “Şeriata, faşizme, karanlığa geçit yok!” sloganları, bu karmaşık mücadelenin sesini yükseltmek amacıyla varlığını sürdürmektedir.
“`